Kadın İnfertilitesi Nedenleri

Kadın İnfertilitesi Nedenleri

Bu yazımızda çocuk sahibi olmak isteyen, fakat çeşitli nedenlerle bunun mümkün olamadığı durumların kadın kaynaklı sebepleri üzerinde durmak istiyoruz. Kadın kaynaklı çocuk sahip olamama durumu yani kısırlık tıp dilinde kadın infertilitesi olarak ifade ediliyor ve bu durumun pek çok farklı sebebi bulunuyor. Biz bu sebepler içerisinde en yaygın görülen 5 tanesine değineceğiz.

1)İleri Yaş

Bir kadının yaşı, doğurganlığı etkileyen en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kadınlar sabit sayıda yumurta ile doğuyorlar ve yaşları ilerledikçe yumurta sayıları giderek azalıyor. Kadınların doğurganlığı, 30’lu yılların başlarında azalmaya başlarken, 35 yaşına gelindiğinde başlangıca göre yaklaşık %40 azalmış oluyor. 40 yaşındaki kadınların doğurganlıkları daha da geriliyor. Buna ek olarak, kadınlarda görülen endometriozis adı verilen durum, yaşla birlikte ilerliyor ve doğurganlığı daha çok ve olumsuz etkiliyor. Günümüzde insanlar yaşın doğurganlığa olan etkisini farkında değilmiş gibi görünüyorlar. Örneğin, 40’lı yaşlarında bebek sahibi olan ünlüler birçok kadına bebek sahibi olma planlarını hayatın ilerleyen zamanlarına bırakabilecekleri izlenimini veriyorlar. Benzer şekilde, birçok kadın tüp bebek gibi infertilite tedavileri ile yaşa bağlı kısırlık sorununu çözebileceklerini sanıyorlar. Oysa yapılan araştırmalar, tüp bebek tedavisinde elde edilen başarının yaş ilerledikçe anlamlı oranda düştüğünü kanıtlıyor.

2)Polikistik Over Sendromu (PCOS)

Polikistik Over Sendromu, adet döngüsü ve yumurtlama bozukluklarına neden olan, hormonal dengenin bozulmasıyla karakterize bir rahatsızlık olarak ifade ediliyor. Yumurtlama bozukluğuna bağlı kısırlığın en yaygın nedeni olan hastalık, yumurtalığın çevresinde çok sayıda küçük kist oluşumu ile seyrettiği için bu şekilde adlandırılıyor. PCOS olan kadınlarda adet düzensizlikleri, aşırı kilo, yüz ve vücutta anormal kıllanma, akne ve erkek tipi kellik gibi belirtiler ortaya çıkıyor. İnfertil kadınların %30’unun PCOS’dan muzdarip olduğu tahmin ediliyor.

3)Endometriozis

Endometriozis, endometrium adı verilen rahim iç dokusuna benzer yapıdaki doku parçalarının, vücudun diğer yerlerinde, genellikle pelvis adı verilen karın alt kısmında yerleşmesi durumuna deniyor. Bu yanlış şekilde yerleşmiş endometriyal doku bulunduğu bölgede tahrişe, iltihaba ve yapışıklıklara neden oluyor. Endometriozisin en yaygın belirtisi, özellikle adet dönemlerinde şiddetlenen kasık ve karın ağrısı şekilde karşımıza çıkıyor. Endometriozis yumurtalıklara zarar vererek doğurganlığı etkiliyor. Benzer şekilde, fallop tüplerinin içinde hasar ya da tıkanıklığa sebep olursa yumurtanın uterusa yolculuğunu engelleyerek infertilite nedeni oluyor. Endometriozis ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için Endometriozis Nedir? isimli yazımızı okuyabilirsiniz.

4)Aşırı Zayıf ya da Kilolu Olmak

Bir kadının ağırlığı gebe kalabilmesi için önem taşıyor. Düşük kilolu veya düşük vücut yağ yüzdesine sahip kadınlarda (örneğin atletler) adet düzensizlikleri ve yumurtlamayla ilgili sorunlar sık görülüyor. Obezite de  aynı şekilde normal adet döngüsü ve yumurtlamayı olumsuz yönde etkiliyor. Ek olarak obez kadınlarda düşük yapma oranlarında artış gözleniyor ve tüp bebek tedavisinin başarı oranı da düşüyor. Bu kadınlar %5 oranında kilo vererek gebelik şanslarını artırabiliyorlar.

5)Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Klamidya veya gonore gibi cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon tedavi edilmezse pelvik inflamatuvar hastalık (PID) adı verilen ve kısırlığa yol açan durum ortaya çıkabiliyor. PID, pelvisteki organların ve dokuların enfekte olması durumuna deniyor. Klamidya gibi cinsel yolla bulaşan bir mikroorganizma ile enfekte olan kadınlarda, genellikle herhangi bir belirti görülmediği için tedavi arayışına girmiyorlar ve bu sebeple de PID gelişmesi kolaylaşıyor. Bu hastalık tedavi edilmezse fallop tüplerinde tıkanıklığa yol açarak yumurtanın rahime inmesini engelliyor. Pelvik inflamatuar hastalık gelişen kadınlarda, dış gebelik görülme sıklığı da artıyor. Dış gebelik acil müdahale gerektiren ve yaşamı tehdit eden bir sorun olduğundan önem taşıyor.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ